en bayrak

Prostat Biyopsisi

yeni MR Yardımlı Hedefe Yönelik Füzyon Biyopsi Yöntemi

prostat fuzyon biyopsi

Prostat Füzyon Biyopsi yöntemi hakkında daha fazla bilgi edinmek için
İletişim: 0 (530) 688 56 96

 

Prostat biyopsisiProstat biyopsisi, prostatta kanser dokusunun varlığından şüphelenildiğinde prostattan doku örneği almak için yapılan işlemdir.
Prostat küçük kestane büyüklüğünde bir organdır. Sperm beslenmesini ve yumurtaya transferini kolaylaştıran sıvı üretimini sağlar. Prostat biyopsisi sırasında doku almaya yarayan özel bir iğne (tru-cut iğnesi) prostat dokusu içerisine sokularak doku parçaları elde edilir.
Prostat biyopsisi üroloji ya da radyoloji doktorları tarafından yapılabilir. Hastalardan genellikle 2 nedenden prostat biyopsisi istenir.

1. neden prostat hastalığı araştırmaları sırasında PSA testinin yüksek bulunmasıdır.

2. neden ise prostat muayenesi sırasında parmakla rektal muayenede prostat üzerinde tümör şüpheli dokuların tespit edilmesidir. Prostat biyopsisi sırasında çıkartılan doku örnekleri patoloji bölümü tarafından mikroskop altında incelenir ve prostat dokusunun arasında kanser hücrelerinin olup olmadığı belirlenir. Kanser hücresi tespit edilirse mevcut tümörün saldırganlık derecesi ve biyopsi materyalindeki büyüklüğü belirlenerek seçilecek tedaviye yardımcı olunması amaçlanır.

Prostat biyopsisi neden yapılır?

Prostat biyopsisi, prostatta kanser olup olmadığını anlamak için yapılır. Genellikle aşağıdaki durumların varlığında hastalardan prostat biyopsisi istenir.

  1. PSA değerleri hastanın yaşı ile normal değerlerin üzerinde ise
  2. Parmak ile yapılan rektal muayenede prostatın üzerinde anormal dokular tespit edilirse
  3. Daha önceden biyopsi yapılmış ve tümör çıkmamış vakalarda PSA seviyeleri yükselmeye devam ediyorsa
  4. Daha önce yapılmış prostat biyopsilerinde tümörleşme ihtimali olan dokular tespit edilmişse

Prostat biyopsisinin riskleri nelerdir?

Prostatit biyopsisi sonrası 4 önemli komplikasyon görülebilmektedir.

Bunlardan 1. si ve en önemlisi enfeksiyondur. Enfeksiyon, prostat biyopsilerinden sonra görülen en önemli komplikasyondur. Bu enfeksiyonun önüne geçilmek için biyopsi öncesinde antibiyotik kullanılmaktadır. Bizim kliniğimizde sadece antibiyotik kullanımı ile enfeksiyonun yeterince önlenemediği düşünüldüğünden prostat biyopsisi işlemi hasta, hastanede yatırılarak yapılmaktadır. Prostat biyopsisi rektumdan yapılan bir işlem olduğundan işlem öncesinde rektal temizlik önemlidir. Rektal temizliğin sağlanması lavman yapmak sayesinde olmaktadır. Birçok klinikte hasta ayaktan başvurur, lavmanı evde kendisi yapar ve biyopsi sonrasında ayaktan taburcu edilir. Bizim uygulamamızda hasta işlemden 3 saat önce yatırılır, koruyucu antibiyotik damardan verilir hastaya hemşirelerin gözetiminde lavman uygulanır. İşlemi uygulayacak olan doktor rektal muayene yaparak rektumun tamamen temizlendiğini kontrol eder işlem sonrasında hasta tekrar gözleme alınır herhangi bir komplikasyon gelişmediği görülene kadar bekletilir. Bu uygulamalar sayesinde prostat biyopsisinin en önemli komplikasyonu olan enfeksiyon kliniğimizde hemen hemen hiç görülmemektedir.

Video iconAşağıdaki videoda Prof. Dr. Tahir Karadeniz prostat biyopsisinden sonra parmakla (rektal) muayene hakkında bilgiler veriyor.

Biyopsi alımında kanama meydana gelmesi

Prostat biyopsisi rektum duvarını geçerek prostata ulaşan iğneler vasıtası ile yapıldığından biyopsi sonrasında rektumdan kanama görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Genellikle müdahale gerektirmez, kısa sürede kendiliğinden azalarak kesilir. Biyopsi öncesinde kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar var ise bunlara rektal kanama durana kadar başlanmamalıdır.

Meni sıvısında kan görülmesi
Prostat biyopsisi sonrasında meni sıvısında kırmızı renkte ya da pas renginde kanamalar görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Genellikle ek bir önlem almaya gerek kalmadan kendiliğinden kaybolur. Menideki kanın tamamen kaybolması birkaç hafta zaman alabilir.

İdrar yapmada zorluk
Prostat biyopsisi yapılan hastalarda işlem sonrası idrar yaparken zorluk olabilir. Özellikle prostat hacmi büyük ve mesane fonksiyonlarında bozukluk olan hastalar işleme bağlı meydana gelen ödem nedeniyle bu durumla karşı karşıya kalabilmektedir. Nadir olarak biyopsi sonrasında sonda takılarak hastanın rahatlatılması sağlanabilir.

Prostat biyopsisine nasıl hazırlanılır?

Her kliniğin kendine göre değişen bir prostat biyopisisi hazırlık protokolü vardır. Bizim kliniğimizde uygulanan prosedür şöyledir:

  1. Kan sulandırıcı ilaçların kullanımı işlemden 1 hafta önce kesilir. Bu ilaçlar coumadin, aspirin, coraspin, plavix, kan sulandırıcı bitkiseller, ibuprofen gibi ilaçlardır.
  2. İşlemden 1 gün önce antibiyotik kullanmaya başlanılır. İşlemden 1 gün önce sabah tok karnına, yine işlem günü sabah tok karnına doktorunuz tarafından uygun görülen antibiyotikten alınarak enfeksiyon için profilaksi uygulanmış olur.
  3. İşlemden 3 saat önce hastaneye başvurulur. Hastanede yatış yapılır ve yatış esnasında gerekli lavman, damardan antibiyotik uygulaması yapılır.

Prostat biyopsisi nasıl yapılır?

Prostat biyopsisi 3 şekilde yapılabilir. En sık uygulanan yöntem, transrektal ultrasonografi probu ile rektuma bir ultrason probu koymak bu ultrason probunun içerisinden ilerletilen bir biyopsi iğnesi vasıtasıyla rektum duvarı geçilerek prostattan doku çıkartmaya yarayan tru-cut biyopsi iğnesi adı verilen özel biyopsi tabancaları ile prostat dokusundan örnek alınması yöntemidir. 2. yöntem penisten idrar kanalı vasıtasıyla prostata içten ulaşmak ve prostat dokularının TUR yöntemi adı verilen endoskopik aletlerle kesilmesi ve böylece prostatın iç kısmından örneklerin alınmasının mümkün olduğu yöntemdir.

  1. Ultrason probu koymak bu ultrason probunun içerisinden ilerletilen bir biyopsi iğnesi vasıtasıyla rektum duvarı geçilerek prostattan doku çıkartmaya yarayan tru-cut biyopsi iğnesi adı verilen özel biyopsi tabancaları ile prostat dokusundan örnek alınması yöntemidir.
  2. yöntem penisten idrar kanalı vasıtasıyla prostata içten ulaşmak ve prostat dokularının TUR yöntemi adı verilen endoskopik aletlerle kesilmesi ve böylece prostatın iç kısmından örneklerin alınmasının mümkün olduğu yöntemdir.
  3. yöntem perineden biyopsi alınması anüs ile skrotum adı verilen testislerin yer aldığı torba arasındaki deriden prostata geçilen iğneler vasıtasıyla biyopsi alınması yöntemidir.

Biz kliniğimizde en sık transrektal yol ile biyopsi almayı uygulamaktayız. Bu yolla yeterli doku elde edilemeyen kişilerde hâlen kanser şüphesi devam ediyorsa TUR yöntemi prostat dokularının örneklenmesi uygulanmaktadır.

 

Prostat kanseri teşhisi nasıl konur? Füzyon Biopsi nedir?

Prostat kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başşarı oranı % 90 lardan fazladır, bizim amacımız kanseri prostat içinde yani prostat dışına taşmamış evrede yakalayabilmektir.

Günümüzde hastalığı erken yakalayabilmenin 2 yolu var:

  1. Açlık tokluk fark etmeksizin yapılıcak Total PSA dediğimiz basit kan testi: Hastanın yaşına göre bulunan değeri üroloji uzmanı yorumlayacaktır, 50 yaşına kadar PSA değerinin 2 yi geçmemesi gerekir.

  2. Tecrübeli bir üroloji uzmanının anusten (barsağın son bölümü) yapacağı parmak muayenesi ile prostatta bir sertlikle karşılaşması “kanser öncelikle sertlik demektir” yani hangi organdan kaynaklanırsa kaynaklansın oluşan bir tümör sert bir dokudur, insan vücudunda prostata dışarıdan dokunabileceğimiz tek yer anusten (makat) muayenedir. Bu nedenle tecrübeli üroloji uzmanının prostat yüzeyinde sertlik bulması yüksek oranda kanser şüphesi taşır.

    Yani bir erkeğin kan tahlilinde PSA nın yüksek bulunması veya parmak muayenesinde sertlik bulunması veya aynı hastada her ikisinin birden bulunması bize prostat kanseri düşündürür ve bundan sonra yapılacak tetkikler prostat kanserini saptamaya ya da yok olduğunu ispatlamaya yönelik tanı yöntemleridir.

 

PROSTAT KANSERİ TEŞHİSİ PROSTAT BİYOPSİSİ İLE KONUR

  • Yani "prostat içine anusten sokulan iğnelerle alınan parçaların patolojik incelemesi sonucu kanser vardır ya da yokdur” denir.
  • Son yıllara kadar bu işlem anusten sokulan bir ultrason kılavuzluğunda prostatı görüntülemek ve “rastgele 12-16 parça almak “ şeklinde yapılıyordu. Ancak bu körlemesine yapılan bir biopsi idi, parçalar prostatın rastgele bölgelerinden alınıyordu çünkü makattan sokulan ve kılavuzluk yapan ultrason sadece prostatı gösteriyor ancak prostat içindeki tehlikeli kanser odaklarını gösteremiyordu, dolayısıyla makattan sokulan iğneler kanserli dokuya denk gelmez ise kanser olmasına rağmen biopside kanseri bulamama ihtimali söz konusu idi.

Son dönemde neler yapılıyor? Neler değişti?

  • MR geşiştirildi, Klasik MR görüntülerine ilaveten birçok özellik eklenerek, "Multiparametrik Prostat MR" yöntemi üroloji kullanımına girdi.

  • Prostat kanseri şüphesi olan hastalarda ilk yaptığımız hastalarımıza öncelikle  tecrübeli bir radyoloji merkezinde  "Multiparametrik Postat MR" çektirmek. Bu MR sonucunda prostatın içindeki yüksek riskli kanser alanlarını MR işaretliyor ve görüntüleri bir CD ye aktarıyor.

  • Hastamıza biyopsi planlıyor ve biyopsi yaparken biz bu CD yi biopsiyi ultrason görüntüleri ile bilgisyar vasıtası ile eşleştiriyor ve biyopsi parçaları alacağımız yerleri MR görüntüsü gibi ultrasonda 3 boyutlu görebiliyoruz.

  • Dolayısıyla parçaları prostatın rastgele yerlerinden değil MR ın kılavuzluğunda, MR ın işaret ettiği yerlerden almış oluyoruz. Yani MR ile ultrasonun bu birlikte yaptığı biyopsi "Füzyon biyopsi" olarak isimlendiriliyor, füzyon kelime anlamı olarak "birleşme, birleşik" demektir, bu da Multiparametrik Prostat MR ı ile biyopsiyi yapacak üroloji uzmanının MR görüntülerini ultrasona aktarıp onun işaret ettiği yerlerden parçaları almasını ifade ediyor. Yani Multiparametrik Prostat MR + Biyopsi esnasında kullanılan ultrasonun birleşmesi...

  • MR-Ultrason Füzyon Biyopsi: "akıllı biyopsi robotu ve gelişmiş bilgisayar yazılımları ile MR görüntülerini ultrasonda görüp hedefe yönelik doğru adreslerden parçalar almayı sağlamaktadır.

Füzyon Biopsinin Avantajları

  1. Füzyon biopsinin diğer standart körlemesine yapılan prostat biyopsiye oranla kanser yakalama oranı 4 kat daha fazla ve eski yöntem standart biopside saldırgan vahşi kanserleri 1 defada yakalayamama oranı %40
  2. Standart kör biyopside (eski yöntem) kanser yakalama oranı %30-40, dolayısıyla ilk biyopside kanser saptanmamış ama şüphe hala devam ediyor ise 2., 3., 4. kez biyopsi yapmak gereksinimi doğuyor idi, halbuki füzyon biyopsi de 1. defada kanser yakalama oranı standart yönteme oranla çok daha yüksek ve füzyon biyopsi ile yakalanan kanserler son derece yüksek dereceli (en az 7) saldırgan hayatı tehdit eden kanser tipi olarak karşımıza çıkmaktadır

  3. İlk defada yüksek tanı koyma özelliğinden dolayı daha sonra tekrarlayan biyopsilerden hastalar kurtulmuş olur
  4. Standart yöntemde ultrasonun göremediği yerlerden MR kılavuzluğunda örnek alma şansı vardır.

Füzyon Biyopsi Sonuç

  • Füzyon biyopsi ile örnek verecek olursak: "bir elmanın içindeki çürük noktayı" rastgele ultrason eşliğinde parçalar alarak bulma ihtimalinden Multiparametrik Prostat MR görüntüleri ile ultrason görüntülerini birleştirerek MR ın hedef gösterdiği yerden biyopsi parçası alarak çürük noktayı bulmak çok daha kolay olmaktadır.

  • 1 kez yapılan biyopsi ile kanser odağını bulmak ihtimali standart yönteme göre füzyon biyopside çok daha yüksektir, yani tekrarlayan biyopsilere gereksinimi azaltmaktadır.

  • Füzyon biyopsi ile saptanan kanser odakları yüksek skorlu (Gleason skoru en az 7) yani bir an önce ameliyat edilmesi gereken çok tehlikeli kanserlerdir.

  • Füzyon biyopsiyi biz (Üroloji İstanbul Ekibi) makattan yani kalın barsaktan ultrasonu sokarak değil perine dediğimiz makatın hemen üstünden deriden sokarak yapabiliyoruz, bu yöntemde işin içine barsak girmediği için biyopsi sonrası görülebilicek enfeksiyon ihtimali de çok azalmaktadır.

  • Bizim ekibin füzyon biyopside kullandığı cihaz "Artemis" isimli FDA (Amerikan İlaç ve Gıda Kodeksi) onaylı "Akıllı biyopsi robotu ve çok gelişmiş yazılımların" kullanıldığı cihazdır.

Prostat Biyopsisi Anestezi altında mı yapılmalı?

Kliniğimizde prostat biyopsileri genel anestezi altında yapılamaktadır. Bu yöntem sayesinde hastaların prostat biyopsi sürecinde yaşadıkları korku ve endişeler en alt seviyeye indirilmiştir. Yine bu sayede alınan parça sayısı istenildiği düzeyde arttırabilmiş ve kanser tanısı için önemli bir engel ortadan kaldırılmıştır. Prostat biyopsi uygulamamızı neden anestezi altında yapma gereği duyduğumuzu açıklamaya çalışacağız.

Prostat kanseri tanısı için günümüzde kesin tanı aracı prostat biyopsisidir. Çeşitli formları tanımlanmış olmasına rağmen, TRUS (transrektal ultrasonografi) rehberliğinde prostat dokusundan parça alınması en sık uygulanan yöntemdir. Biyopsi kolay ve hızlı uygulanabilir bir yöntem olmasına karşın hastalar üzerinde endişe verici olarak tanımlanan etkiler meydana getirebilmektedir. Biyopsi sırasında oluşabilecek ağrıyı engelleme konusunda yıllar içerisinde çok önemli ilerlemeler olmuş olsa da biyopsi öncesinde ve işlem sırasında hastaların yaşadığı endişe ve sıkıntı bir türlü aşılamamaktadır.
Bu problemi aşmak ve en uygun ağrı kesici yöntemi bulmak amacıyla literatürde sayısız çalışmalar yayınlanmaktadır.

Çok kısa zaman önce ülkemizde yapılan bir çalışmada prostat biyopsisi sırasında ağrının duyulamaması için uygulanmakta olan çeşitli yöntemler ile iliohipogastrik sinir adı verilen karın bölgesinden geçen bir sinir etrafına yapılan lokal anestezi yöntemi karşılaştırılmıştır. Bu ve benzeri bir çok çalışma halen biyopsi uygulaması sırasında uygulanması gereken anestezi tekniğininde tam olarak fikir birliğine varılamadığını göstermektedir.

Çalışmanın sonunda hiçbir anestezi uygulamasının bir diğerine üstün olmadığı bulunmuştur. Bu çalışma ve diğer birçoklarının sonuçları incelendiğinde prostat biyopsisi sırasında hastalarda oluşan huzursuzluğa karşı devam eden bir arayışın olduğu görülmektedir.

Prostat biyopsisi invazif bir işlemdir. Mutlaka anestezi gerektirir. Transrektal probun makattan ilerletilmesi sırasında bizim klinik uygulamamız bir tüp kortizol içerikli hemorid kreminin anüse sürülmesi ve yine lokal anestezik içeren bir kremin uygulanması şeklindedir. Bu işlem sayesinde ultrason probunun anüse girişi çoğu zaman daha kolay olmaktadır.

Biyopsinin bu ilk basamağı geçildikten sonra ikinci basamak biyopsi iğnesinin rektum ön duvarını delerek prostat kapsülüne geçmesi ve bu sırada prostat kapsülünü de delerek prostat içerisine ilerlemesi sırasında oluşan ağrıyı önlemeye çalışılmaktadır. Bu amaçla da lokal anestezi maddeleri prostat etrafına enjekte edilmektedir.  

Biyopsinin bu iki aşamasında farklı şekillerde ağrılar oluşmaktadır. Birinci aşama (ultrason probunun rektuma girişi) özellikle ülkemiz gibi hemoroid, anal fissür, v.b anüse bağlı hastalıkların sık görüldüğü yerlerde çok ağrılı hatta bazen uygulanması imkansız olmaktadır. Makattan ultrason probu ilerlerken hastanın derin nefes alıp verme egzersizleri ile gevşetilmesi ve yeterli lokal anestezi ilacının bölgeye sürülmesi gerekir. Nadir de olsa bazen bu aşamada biyopsi işlemi hastanın fazla ağrı çekmesi nedeniyle iptal edilmek zorunda kalınmaktadır.

İşlemin ikinci aşamasında prostat kapsülü etrafına lokal anestezi yapılır. Ağrı kesmedeki başarısı birinci basamağa oranla daha yüksektir. Biyopsi iğnesinin batmasına bağlı ağrı çoğu zaman hiç hissedilmez. Ancak otomatik biyopsi tabancası ateşlendiğinde ortaya çıkan ses ve sarsıntı hissi hastalar üzerinde tahminlerin çok daha üzerinde rahatsız edici etki yapabilmektedir. Yine nadir olarak  prostat etrafına yapılan lokal aneztezi maddesine bağlı ağrı yada allerjik reaksiyon görülebilir.

Hastaların biyopsi hakkındaki deneyimlerini değerlendiren verilerin çoğunluğu bizzat işlemi gerçekleştiren doktorlar tarafından hazırlandığından yeterince objektif sonuçlar vermemektedir. Özellikle ABD kaynaklı hasta forum siteleri, prostat kenseri tedavisi görmüş hastaların deneyimlerini paylaştıkları yazılar ve bizim kliniğimizde bu güne kadar gerçekleştirdiğimiz çok sayıda biyopsi hastasının tecrübeleri değerlendirildiğinde vardığımız sonuç; prostat biyopsisi sırasında yaşanan asıl problemin ağrı değil, işlemin kendisine ait özellikler nedeniyle hastanın duyduğu endişe ve tedirginlik olduğunu anlıyoruz.

Bu sorunlardan yola çıkarak yaptığımız değerlendirme sonucunda hastalarımıza prostat biyopsisini genel anestezi altında yapmayı öneriyoruz. Burada kastedilen genel anestezi; Sedoanaljezi adı verilen, hastanın uyku haline getirildiği, ağrı duymasının anestezi sayesinde engellendiği bir durumdur. Klasik genel anestezi gibi entübasyon ve kas gevşitici uygulama gerektirmemektedir. ; Sedoanaljezi adı verilen, hastanın uyku haline getirildiği, ağrı duymasının anestezi sayesinde engellendiği bir durumdur. Klasik genel anestezi gibi entübasyon ve kas gevşitici uygulama gerektirmemektedir. Yapılan işlemin vücudun anatomisini değiştiren yada büyük bir kesiye ihtiyaç duyan bir prosedür olmamasından dolayı düşük doz sedasyon benzeri anestezi uygulaması işlemin konforlu bir şekilde yaplabilmesi için yeterli olmaktadır.

Hasta hiç bir ağrı, sarsıntı, makatta rahatsızlık hissi duymadan uyur uyanır ve işlem bitmiş olur. İşlem öncesinde 5-6 saatlik açlık ve susuzluk istenmesine rağmen işlem sonrası çok kısa sürede normal yeme içme ve hareket etme mümkün hale gelmektedir.

Anestezi altında yapılan biyopsinin en önemli avantajlarında bir tanesi hastanın rahatsızlık duygusu olmadığından işlem sıraında istenen sayıda biyopsi örneği alınabilmesidir. Bizim daha önceki uygulamalarımızda da rutin uyguladığımız 16 kadran biyopsi bazen büyük prostatlarda yetersiz kalmakta idi. Anestezinin konforu sayesinde bu tip prostatlarda da 1 cm aralıklarla randomize biyopsiler olnakalı hale gelmekte ve gereği halinde 18-20-22 adet örnekler alınabilmektedir. Böylece tanıda doğruluk oranında hasta lehine artış göstermekte olacaktır.

Prostat biyopsisi sırasında yaşananlar

Prostat biyopsisi hasta litotomi (kadın doğum muayene) pozisyonunda ya da hasta sol yan tarafı üzerine cenin pozisyonunda yatırılarak yapılır. İşlem sırasında ağrı hissini minimalize etmek için ağrı kesici jeller ya da krem rektum bölgesine uygulanır. transrektal ultrasonografi probu dikkatli bir şekilde anüsten geçilerek rektuma ilerletilir. Transrektal ultrasonografi probu kadınlarda genital organların incelenmesine olanak veren vajinal ultrason probunun aynısıdır. Bir parmak kalınlığındaki bu prob rahatlıkla rektum içerisine geçirilmekte ve burada prostat dokusuna teması sağlanmaktadır. Bu yakın temas sayesinde prostat dokusu detaylı olarak incelenir. İşlemin hemen başında prostat dokusundan ağrı hislerini taşıyan sinirler tespit edilir. Ultrason probu içerisinden geçirilen uzun ince iğneler vasıtasıyla prostat etrafına anestezi maddesi enjekte edilir ve işlemin tamamen ağrısız olması sağlanır. Anestezinin etkileme süresi beklenirken prostat dokusu incelenir.

Ultrasonografik olarak kanser şüpheli alan olup olmadığı kontrol edilir. Bu inceleme sırasında prostatın büyüklüğü tespit edilerek kaç adet biyopsi alıcanağına karar verilir. Prostattan doku almak için uygulanan tru-cut iğneler bu tip biyopsi alımları için özel dizayn edilmiş enstrümanlardır. Bir ateşleme mekanizmasına sahiptir. Tetik çekildiğinde iğnenin önce ilk parçası giderek prostat dokusunun içerisine girer. Saniyenin 10 da biri kadar kısa bir sürede ikinci parça kapanarak iki parça arasında 1 milim kalınlığında, 2 cm uzunluğunda bir dokunun kesilmesini sağlar. Bu işlem prostat dokusu genellikle 16 eşit parçaya ayrılarak tüm parçalardan örnek alınacak şekilde uygulanır. Prostat dokusunun büyüklüğüne göre parça sayısı arttırılabilir ya da azaltılabilir. Random biyopsi adını verdiğimiz bu işlemde tüm prostat örneklemesi dışında şüpheli bir doku görülürse bu bölgelerden de ayrıca biyopsi alınır. İşlem 10-15 dk. arasında sürer ve hasta kesinlikle ağrı duymaz.

İşlem sonrası yaşanacaklar

Prostat biyopsisi sonrası bizim klinik uygulamamızda hasta hemen evine taburcu edilmez. Yataklı serviste dinlendirilir ve hastanın yiyip içmesi, rahat bir şekilde idrar yapması beklenir. İdrar yapamayan hastalara geçici olarak sonda uygulaması yapılabilir. Enfeksiyon profilaksisi için başlanılan antibiyotik 1 hafta boyunca kullanılmaya devam edilir. Biyopsi sonrasında hastanın makat bölgesinden kan gelmesi yine bu bölgede hafif derecede ağrı ve dolgunluk hissetmesi, idrarından kan gelmesi, menisinde kan görülmesi normal kabul edilir. Hastaya bu durumdan endişelenmemesi öğütlenir.

Prostat biyopsisi sonrası hastaya idrarda aşırı miktarda kanama olması durumunda devamlı şekilde artan ağrısı olması, makat bölgesinde şişlik, idrar yapma güçlüğü olması durumunda doktora başvurması önerilir. Prostat biyopsisi sonrasında en çok korkulan komplikasyon enfeksiyondur. Biyopsi sırasında rektumdaki mikroorganizmalar, kana karışarak sepsis adını verdiğimiz duruma neden olabilir. Özellikle idrar yapma güçlüğü olan hastalarda bu durum önemlidir. Hastaya; ilk 48 saat boyunca 38 dereceyi geçen ateş olması, idrar yapmada güçlüğü olması durumunda, idrar yapma dışında penisten iltihap akıntısı görülmesi durumunda doktora başvurması önerilir.

Prostat biyopsisi sonuçları

Prostat biyopsisi sırasında alınan parçalar patolojik inceleme için patoloji bölümüne gönderilir. Patolojik inceleme genelde 5 ila 7 gün arasında sürmektedir. Patolog, alınan dokuların kanser dokusu içerip içermediğini eğer kanser tespit edilmişse bu kanserin saldırganlık derecesini belirtir. Patoloji tarafından bize iletilen rapor hastaya tarafımızdan açıklanır. Genellikle prostat biyopsisi patoloji sonuçlarının yüzde 30 kadarında kanser tespit edilmekte yüzde 70’inde ise prostat enfeksiyonu içeren doku örnekleri rapor edilmektedir. Yani prostat kanseri şüphesi ile biyopsisi alınan insanların biyopsi sonucunda prostat kanseri görülme olasılığı yüzde 30’dur. Patolojik incelemede kanser çıkan dokularda tümörün saldırganlık derecesine göre hastanın genel durumu değerlendirilerek tedavinin ne olacağına karar verilir.

Prostat kanseri teşhis edilen hastaların çoğunluğu tam olarak tedavi edilebilecek aşamadadır. Biyopsi sonrası hastanın genel durumuna göre tedavi seçeneği doktor tarafından anlatılarak ortak bir karar alınır.

 

Bu konuyla ilgili diğer makaleler;